Sayfalar

3 Nisan 2017 Pazartesi

farkında-lık

*** Bir önceki yazı (uyanık-lık) birkaç saat önce gelmişti. Bu, onun devamı gibi oldu.

***

Senin sandığın cümleler gerçekten senin mi?
Ağzından çıkanları nasıl bir süzgeçten geçirip savuruyorsun atmosfere?
Sahi süzgeç kullanıyor musun?

Senin sandığın eylemler sahiden senin mi?
Yaptıklarını yaptırtan dürtüler neler?
Neyi besliyorsun?

Özgür iraden olduğunu düşünüyor musun?
Özgürlük ne, hiç düşündün mü?
Öz... Öz-gür... Öz-gür-lük...
Öz...

Öz'de kalabiliyor musun?
Öz'ünde?
İçindeki öz-gün çağrıyı duyuyor musun?
Her gün, her an sesleniyor sana,
dinliyor musun?
Diğer sesler çok mu baskın? Dıştan gelenler... İçselleştirdiğin, içinden geldiğini sandığın ama yine dış kaynaklı sesler...

Hiç durmayan, şimdiden kaçan zihninin farkında mısın?

***

Her an değişen sen'i görebiliyor musun?
Dün bir sen vardı, öldü; allah rahmet eylesin.

Bugün bir sen doğdu, şu an yaşıyor, nefes alıyor, bu yazıyı okuyor, belki kafasında bir şeyler harekete geçti, beyin hücreleri faal; belki -ve umarım- özünde de bir şeyler kıpraştı.

Yarın bir sen doğacak (mı acaba?) ve kendini bugün ve şu an soluk alan senden daha akıllı, daha bilge, daha iyi sanacak. Aman boşver onu şimdi. Geri gel, şimdiye gel.

Kalbin atıyor...
Duyuyor musun?

***

Sahi senin sandığın hisler senin mi? İçinden ve öz'ünden mi geliyorlar, yoksa birileri mi öğretti ne zaman hangi hissi hissetmen gerektiğini? İyi bak, lütfen iyi bak...

İçinde nasıl süreçler çalışıyor? Ne yaşayınca ne hissediyorsun? Hislerinin arkasında neler var? Burası çok önemli! Ezberler mi, öğrenilmişlikler mi yoksa gerçek öz'ün mü, ruhun mu?

Olan mı, oldurulan mı?

***

Sen gerçekten sen misin?
Kendin misin?
Kendinde misin?

Neredesin? Var mısın?
Sen, sen olarak var mısın?
Dışarıdan çokça beslenen ve-fakat kendiliğinden taviz vermeyen bir sen var mı orada?
Yani, kesin var da... Gördüğün, gösterdiğin, sen sandığın sen o mu, yoksa bir başkası mı?
"The sen"i gün yüzüne çıkarmaya cesaretin var mı?

Ona nefes aldırmaya, onu beslemeye, onu dinlemeye, öncülüğü ona vermeye cüret edebilir misin?




Yazının şarkısı: Fragile - Pat Metheny
-----------------------------------------

Blog yazarının üç notu: 

1 - Belki bilmiyorusundur, benim bir kitabım var, ismi "Yeni"ye Doğru. Okumak istersen, facebook sayfasına giderek en üstte sabitlenmiş olan iletide, onu nerelerde bulabileceğini öğrenebilirsin. Olmadı, yaz bana. 

2 - Bu blogdaki ve hayattaki tüm üretimim, bütünden beslenip bütüne akmaktadır. Hiçbir hakkı saklı değildir. Her türlü üretimimi, izin almadan, kısmen ya da tamamen paylaşabilir, çoğaltabilirsin. Kaynak gösterirsen memnun olurum. 

3 - Eğer yukarıdaki veya başka bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa ve bunun sonucunda bana bir karşılık armağanı iletmek istersen bana ulaşır mısın?

emreertegun@gmail.com

4 yorum:

  1. :) http://tazelikk.blogspot.com.tr/2015/06/oz-gur-luk.html

    YanıtlaSil
  2. Son iki yazında haarika ve müzik seçimlerinde emre...güzel hissettirdi, çok teşekkürler. ..👼🙏🙆🐙🍂🌿🍀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ohh ne güzel!!
      rica ederim...

      Sil

Yazıyla ilgili yorum yapmak için...