Sayfalar

28 Mart 2017 Salı

bazen de ağırım

Dünkü yazıda hafifliğimi anlattım ama bir yandan da abarttım mı acaba diye düşündüm. Veya kendimi fazla övmüş gibi falan olabilir miyim?

Yazdıklarımda yalan-yanlış yok ama belki biraz eksik var. İşten çıkarılma, evden ayrılma, şehir değiştirme ve diğer her türlü olayı çok rahat karşılıyorken bazı minnak şeyleri kabul etmede zorlanabiliyorum ve o kadar da hafif olamayabiliyorum.

Aklıma gelen ilk birkaç örnek; anlaşılmadığımı düşündüğüm zamanlar (bana göre ben her zaman gayet açık ve şeffaf bir şekilde kendimi ifade ettiğim için, anlaşılmadığım ya da yanlış anlaşıldığım zaman <hangisi daha ağır, bilmiyorum> fena oluyorum), karşımdakinden tepki alamadığım durumlar (bu, bazen yüz yüze olduğum bir kişinin sorduğum soruya bir "bilmiyorum" dahi demekten geri durup lal kalması bazense 7-8 kişilik can bir gruba göndermiş olduğum "hararetli" e-postaya herhangi bir cevap alamamak olabiliyor), güvendiğim dağlara kar yağdığı an'lar (kendimce bir yere koyduğum bir insanın benim düşündüğüm, istediğim, sandığım gibi davranmaması <en çok da hayata alternatif yaklaştığını düşündüğüm kişilerin bakış açısının aslında pek de değişmediğini fark ettiğim ya da düşündüğüm an'lar>)...

Evden çıkarılmayı son derece sakin bir şekilde karşılarken daha ufak görünen olaylarda kocaman bir sıkıntı topuna dönüştüğüm oluyor.

Ayrıca yapmak isteyip de yapamadığım, yol almakta zorlandığım işler, bazı ilişkilerimin her zaman istediğim gibi gitmemesi; sevilmemekten korktuğum, içimdeki çocuğun mızmızlandığı ve daha nice zamanlarda yine kendi heybeme kendim dolduruyorum taşları ve hafiflikten eser kalmayabiliyor. Sonra taşı taşıyabilirsen.


Şimdilerdeki ödevlerimden biri bu sanırım. Daha minnak konularda da hafifleşmek, takılmamak, kabul etmek... Olanı, kişileri, davranışları oldukları gibi almak; yorum yapmadan, eleştirmeden, yargılamadan; tam bir gözlemci statüsüne geçmek. Buna dair adımlar attığımı düşünüyorum ama gidecek yolum var daha.

Anlaşılmıyorsam anlaşılmıyorumdur; nihayetinde ne söylersem söyleyeyim, karşımdakinin bakış açısından, hikâyesinden, o anki ruh hâlinden, zekâsından ve diğer milyon tane etkenden süzülerek geçecek karşı tarafa ve bu durumda tam olarak doğru anlaşılmak zaten mümkün değil; yaklaşırsak ne âlâ. Benim içimde beliren birtakım duygu ve düşünceleri, her şeyden önce ben ne kadar doğru ifade ediyorum da karşı tarafın beni anlamasını bekliyorum. Üstelik, gerçekten de an'dan an'a değiştiğimizi ve her an yeniden ve yeniden ölüp doğduğumuzu düşünürken, karşımdaki beni gerçekten anlamış olsa dahi, onun anladığı ben geçmişte kaldı aslında. Bu durumda doğru anlaşılsam ne olur, anlaşılmasam ne. Yeri gelmişken, tam da bu anlaşılmama hâlleri beni gittikçe daha az konuşma fikrine yaklaştırıyor.

Tepki almıyorsam almıyorumdur. Zamanı yoktur, canı istememiştir, e-postam spam'e düşmüştür, birtakım sorunlarla boğuşuyordur ve benle uğraşmaya hiç hâli yoktur, korkmuştur, kaçmıştır, görmezden gelmiştir, ne diyeceğini bilememiştir vs vs. O kişinin ne yaptığı beni niye bu kadar etkilesin ki? Etkiye izin veren, kendini açan benim ve vermemeyi seçebilirim. Cevap alamıyorsam ve bu durumu yadırgıyorsam, bunu beklemekten ziyade yadırgadığımı, ne bileyim belki üzüldüğümü, şaşırdığımı falan ifade edebilirim ve muhtemelen bu sefer dönüş alırım. Yine almıyorsam da almıyorumdur! Ben kimim ki o kişinin bana bir dönüş yapması gerekliliğini dikte ediyorum. Ne münasebet! Otur, sıfır! ((:

Ahh ahh, kar yağan dağlar var bir de: Hayâl kırıklıkları*... Birilerine benim yüklediğim birtakım roller ve uymadıklarında verdiğim tepki. Düşündüğüm, sandığım kadar anlayışlı, şefkatli mi değil; yaşamı beslemek için benim kadar özenli mi değil; hayata, sandığım kadar alternatif yaklaşmıyor ve eski kalıplarla mı bakıyor... Değilse değil, bakıyorsa bakıyor; bana ne oluyor ki! Şahit olduğum bu şeyler beni niye gıdıklıyor? Bende neye yol açıyor? O kişileri düzeltmektense kendi içime baksam daha iyi değil mi? Bu, o kişileri doğru bildiğim yollara davet etmeme engel değil ama hani çok vurguladığım sonuçtan bağımsız ve özgür olma hâli var ya, burada da yapabilir miyim bunu? Davetime icabet edilmezse, "peki, nasıl istersen"i tüm içtenliğimle ve kabul hâlimle söyleyebilir miyim? Hatta çoğu zaman davet bile etmeye gerek duymayabilir, sadece gözlemleyebilir miyim?

Bence oluru var... Buradan yürüyeyim ben. O zaman iyice hafifleyeceğim, daha da kolaylaşacak.

* Birkaç ay önce fark etmiştim ki hayâl kırıklığını fiil olarak ifade edeceğimizde uğramak yardımcı fiilini kullanıyoruz. Yani orada kalmıyoruz, kalmamalıyız. Ara sıra uğrayabiliriz ama sonra geçip gitmeli, yolumuza devam etmeliyiz.

***

Bu yazının bir şarkısı olsun: "What the Waves Brought" - Tigran Hamasyan (e-posta üyeleri için bağlantı şurada: https://www.youtube.com/watch?v=pVN36Ou4BUU )


-----------------------------------------

Blog yazarının üç notu: 

1 - Belki bilmiyorusundur, benim bir kitabım var, ismi "Yeni"ye Doğru. Okumak istersen, facebook sayfasına giderek en üstte sabitlenmiş olan iletide, onu nerelerde bulabileceğini öğrenebilirsin. Olmadı, yaz bana. 

2 - Bu blogdaki ve hayattaki tüm üretimim, bütünden beslenip bütüne akmaktadır. Hiçbir hakkı saklı değildir. Her türlü üretimimi, izin almadan, kısmen ya da tamamen paylaşabilir, çoğaltabilirsin. Kaynak gösterirsen memnun olurum. 

3 - Eğer yukarıdaki veya başka bir yazım -veya belki de bir eylemim- bir yerlerine dokunduysa; seni mutlu ettiyse, düşündürdüyse, sana ilham verdiyse ve içinde benim için bir şeyler yapmak üzere harekete geçme isteği duymana yol açtıysa ve bunun sonucunda bana bir karşılık armağanı iletmek istersen bana ulaşır mısın?

emreertegun@gmail.com

4 yorum:

  1. "Hayalkırıklığı durağı"
    Bekleme yapma.. hatta yandan geç:))
    Çok sevdim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. fark ettiğimde ben de çok sevmiştim ((:

      Sil
  2. Hakikaten hayal kırıklığının uğranan bir yer olma fikri günümü aydınlattı Emre :D Teşekkür ederim...
    Bu arada hem hafiflik hem ağırlık konusunda seni çok iyi anladım, hatta neredeyse aynı şeyleri hissettim okurken...
    Kitabını da aldım, okumak için sabırsızlanıyorum..
    Sevgiler arkadaşım..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ohh, sana da sevgiler datlım! ((:
      kitabı okuyunca ses verirsin di mi?

      Sil

Yazıyla ilgili yorum yapmak için...