Sayfalar

29 Ekim 2015 Perşembe

bir "son bir kez oy kullanma" daha

7 Haziran seçimleri öncesinde, artık oy kullanmamaya karar vermiş olmama rağmen HDP, parti olarak seçime girdiği için son bir kez oy kullanacağımı paylaşmıştım. Şimdi ne yapacağımı en baştan yazmak gerekirse, (artık nasıl oluyorsa) "bir kez daha son bir kez" oy vereceğim ve adres yine HDP olacak.

Neden böyle yapacağım: Her şeyden önce, 7 Haziran seçimleri resmen "sayılmadı". Bildiğim kadarıyla böyle bir şey ilk kez oluyor. Sonuçları beğenmediler (gerek kendi oy oranlarını gerekse %13'ü geçen HDP'nin oy oranını), oyalandılar, hükümet kurulmadı ve hop yeniden seçim... Beğenmedikleri sonuçları beğenecekleri hale getirmek için ülkeye korku ve terör saçtılar, saçıyorlar. Hala anaakım medyadan haber takip ediyorsanız belki hiçbir fikriniz yoktur ama Suruç'ta, Yüksekova'da ve diğer Güneydoğu şehirlerinde geçtiğimiz aylarda yapılanlar, 90larda yaşananları aratmadı. Ha, 90larda ne oldu ki diyenler olabilir, biraz araştırın ve görün efendim. En kestirme yoldan, aklıma gelen bir kitap var mesela: Bildiğin Gibi Değil. Ayrıca Güneydoğu'da olanları görmediyseniz, duymadıysanız bile başkentin göbeğinde 100 arkadaşımızı uğurladığımız patlamayı duymamış olamazsınız diye düşünüyorum. Bu patlamada, devletin çok ciddi bir rolünün olduğu pek şüpheye mahal bırakmıyor. Oradan durumu nasıl okuyorsunuz, bilmiyorum tabii.

Ülkede tüm bunlar olup biterken HDP'nin ve özelilkle Demirtaş'ın açıklamaları yüzümü güldürdü, içimi ısıttı. Patlamada partiden 30 küsur kişiyi kaybediyorlar, ısrarla "barış" diyorlar; yüzlerce kişi tutuklanıyor, ısrarla "müzakere" diyorlar; diğerleri somurttukça bu adamlar gülümsüyor, sakinliklerini kaybetmiyorlar. Daha ne olsun...

MHP ve -kendini MHP'ye yakın ilan eden- CHP'ye dair iki kelam etmek bile zor geliyor valla. Zaten onlara yer verecek kadar takip etmiyorum ülke gündemini. Yalnız şunu söyleyeyim: bu iki parti de "eski"de o kadar çakılıp kalmışlar ki gerçekten üstüne konuşacak bir durumları yok. En azından benim için...

Tüm bunlar bir yana, daha önce de söylediğim üzere sistemden bir çözüm bekliyor değilim. Durumu yaratan, sistemin ta kendisiyken çözümü ondan beklemek, oy vererek bile olsa onu beslemek hiç de akıllıca ve gerçekçi gelmiyor. Ama bizlerin "yeni dünya"da kendi çözümlerimizi yaratma yolunda devam edebilmemiz için nefes alacak bir alana ihtiyacımız var. Bu alan da, her şey bir yana, tek başına bir AKP iktidarının kurulamaması halinde daha fazla açık kalacak diye düşünüyorum. Bundan dolayı HDP'nin barajı geçmesini istiyorum. Hem benim gibi birkaç insanın orada olması bana daha iyi, güvenli hissettiriyor.

Son olarak... Bu seçimde HDP'nin baraj sorunu yok sanırım ama bana öyle geliyor ki HDP, en az geçen seçimdeki oyunu yine almalı. Bu sakinliklerinin, barış yanlılıklarının karşılığında oyları düşmemeli. Bunu hak etmiyorlar. Yine en az %13 alsınlar ki en azından 7 Haziran'da gelen destek azalmamış -ve tercihen artmış- olsun. Biraz da bu nedenle oyumu kullanmaya karar verdim aslında. HDP'nin barajını %13 olarak gördüğüm için yani...

Ama bu son olsun diye niyet ediyorum, umarım ve sanırım ki gerçekten son. Bu ülkede çok kritik, en kritik seçimler hiç bitmez ama bu sefer ki biraz fazla kritik sanki. Bir Ortadoğu ülkesine mi dönüşeceğiz, iyi kötü devinmeye devam mı edeceğizin seçimini yapıyor gibiyiz ve ben, en azından iyi kötü devinmeye devam edelim istiyorum.

Not: Bu yazıda HDP'ye oy verme nedenim olarak tek başına bir AKP iktidarı istemediğimi, ülkeyi terörize ettiklerini düşündüğümü ve HDP'nin tutumunu beğendiğimi yazdım ama tek konumuz bunlar değil tabii ki. Burada uzun uzun yazmayacağım ancak başta ekolojik yıkım, kadın ve işçi cinayetleri olmak üzere birçok konu başlığında da AKP iktidarının rolü çok büyük ve yine HDP, bütün bu konularda bana en yakın olan parti. Kısacık da olsa altını çizmek istedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazıyla ilgili yorum yapmak için...