Sayfalar

7 Kasım 2013 Perşembe

İlan: Çırak aranıyor

Bu yazı Yeşil Gazete'de de yayınladı! ((:
--------------------------------------------
Artık baskılara daha fazla dayanamıyorum. 'Çırağın olayım.', 'Ben de geleyim.', 'Beni de aldır yanına.', 'En iyisini sen yapıyorsun.', 'Hayat sana güzel!' gibi cümleler kuran, tanı(ma)dık arkadaşlarım. Sizin için bir ilan hazırladım. Mayolu bir boy fotoğrafıyla, özgeçmişiniz ve motivasyon mektubunuzla birlikte başvurularınız bekleniyor. Seçim süreci son derece şeffaf olacak ve tüm detaylar ve -tabii ki- mayolu boy fotoğraflarınız kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Nitelikler
- Tercihen kurumsal hayatın dışına çıkmış ya da çıkmak isteyen veya bu hayata hiç bulaşmamış,
- Her türlü toplumsal ve bireysel ezberi sorgulaya(bile)n,
- Tercihen birkaç dil bilen (özellikle bitkilerle ve hayvanlarla iletişim kurabilmesi tercih nedenidir, ama en azından kuş dili bilsin...)
- Tüm canlıları seven,
- Toplumsal dönüşümün bireysel dönüşümle başlaması gerektiğini düşünen; ama bu dahil bütün fikirleri tekrar tekrar sorgulamaktan, gerektiğinde geri adım atmaktan, yanıldığını kabullenmekten çekinmeyen,
- Kendisinin farkında olan veya en azından farkında olmanın önemini fark etmiş
- Tercihen bir üstteki maddeyi okurken bunu tekerlemeye benzetip gülen,
- Aslında zaten hep gülen, hayatı kutlanası bir deneyim olarak gören,
- Seyahat engeli olmayan,
- Tercihen otostop geçmişi olan veya yapmaya istekli,
- Esnek çalış(ma)ma saatleriyle, çalışmamaya ama elinden geldiğince üretmeye (her ne geliyorsa) istekli,
- Her türlü hiyerarşik yapıya karşı,
- Otoriteden haz etmeyen ve karşılaştığı anda karşı çıkmaktan çekinmeyen,
- Egosunu fark eden ama onun esiri olmayan,
- Tüketimle arası çok iyi olmayan,
- Mülkiyetçi olmayan

takım arkadaşları arıyoruz.

Başvurularınızı, her ne zaman isterseniz yollayıverin. Bana değil tabii ki, yukarı bi'yere, evrene falan... Hemen kabul olunuyor, kontenjan sorunu, şart-şurt yok.

Bilginize...


-----------------------------------------
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi' ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

4 Kasım 2013 Pazartesi

Destekçilere mektup vol.2

Dün gece bana destek olan kişilere bir mektup daha gönderdim ve onu da yine burada paylaşmak istiyorum. Orada da yazdığım üzere, konuyla ilgili daha iyi hissetmeye başladım bugünlerde, böyle de devam eder umarım. Bir süredir tüm hayatımı deney tahtasına çevirdiğimi hissediyorum ama bundan ötürü rahatsızlığım yok. Hatta eğleniyorum. ((:

Oldu olacak, şunu da yazayım... Bazı çok yakınlarımdan bu 'şey'le ilgili hiçbir geri dönüş alamadım ve bu biraz üzüyor bazen. -Çok yakınım bile olsalar- insanlardan bir şeyler beklemeyi ve onlara bu beklentilerimi yüklemeyi büyük oranda bıraktım uzun süre önce. Ama yine de böylesi bir girişimde bulununca, hatta bir kısmına e-posta falan da gönderip haberdar olmalarını garanti altına alınca, geri dönüş beklentim oluştu valla. Geri dönüşten kastım, katiyen illaki destek olmaları değil ama tepki vermeleri... Takdir etmeleri, eleştirmeleri, 'Ne yaptın oğlum manyak mısın?' veya 'Helal olsun!' demeleri ve nice değişik tepkiden herhangi birini almak isterdim. Ama hiç tepki almamak tuhaf geliyor.

Bu beklentiyi hissettiğim arkadaşlarımın bir kısmı ile paylaşabildim bu hissiyatımı. Hak verdiler. Kalan kısmı ile de paylaşırım mutlaka, ilk fırsatta...

Öyle yani, şimdi mektuba geçelim...

Dostlar selam,

Bugüne kadar yaptığım çağrıya kulak vererek bana destek olmuş veya olacağını söylemiş kişilere yazıyorum bu mektubu. Birkaç şey paylaşasım var...

Öncelikle geçen mektupta bahsettiğim huzursuzluk hali, performans kaygısı gibi hissiyatları büyük oranda arkamda bıraktığımı paylaşmak isterim. Bu da büyük oranda sizlerin ve diğer bazı arkadaşlarımın desteği, yorumları ve geri bildirimleriyle oldu, teşekkür ederim.

Ekim ayında, destek olacağını söyleyen birçok kişi bir şekilde ulaştırdı desteğini, her geçen gün birileri daha ulaştırıyor. Ay boyunca toplam 675 TL aldım sizlerden. Özellikle bir kişinin verdiği fazlaca cömert destek, toplam tutarın neredeyse yarısını oluşturuyor. Bunu da paylaşmış olayım.

Ha bir de, 'Ben şimdi seni bir süre göremem' deyip Kasım için de veren arkadaşlar... Çok tatlısınız yahu! (Bu arada böyle bir durum olduğunda Kasım için verilen parayı Kasım ayının gelirine yazıyorum, Ekim'e yazmıyorum mesela.)

Ekim ayında harcamalarımı tam olarak takip edemedim ama bu ay itibari ile takibe başlıyorum. 1 Kasım gününe, cüzdanımda bulunan 348,25 TL ile başladım ve ay sonuna kadar gidişat nasıl olacak, çok merak ediyorum. Hatta uygulanması biraz zor da olsa, -hayatımda ilk kez- madde madde yazmaya başladım her harcamamı. Bunu kendim için sürdürebilmeyi çok istiyorum, bakalım. Ama her harcamayı yazmayı unutursam bile toplam miktarı mutlaka takip edeceğim ve ay sonunda gelir-gider durumunu gözden geçireceğim. (Harcamalarımı da başlıklar halinde sizlerle paylaşabilirim, henüz karar vermedim.) Eğer sizlerden aldığım destek harcamalarımı aşıyorsa, artan kısmı ne yapacağıma karar verebileceğim. Benzer hayatlar yaşayan birilerine veya dünyayı değiştirme yolundaki bir projeye falan aktarabilirim mesela. Bu arada içimde bir yan diyor ki "Abi, artarsa artsın, ilerleyen aylarda kullanırsın; hem bu desteklerin süreceği ne malum?". Ama mümkün mertebe o yanı dinlemeyip hayata güvenmeyi seçmek istiyorum. Bunun, zaten çok aza inen 'gelecek kaygımı' iyice ortadan kaldırmak için bir araç olacağını da düşünüyorum. Neyse, ay sonu gelsin de konuşuruz ((:

'Artanı verme' mevzusunda şöyle bir ayrım yapasım da yok değil ama: Mesela biri(leri)nden tek seferlik para aldığımda, sanki bunu ayrı tutmam lazımmış gibi hissediyorum. Bunun ne kadarını tam olarak güvenmeme durumu oluşturuyor, bilmiyorum. Ama esasen başka bir nedeni var ve şu anda bunu kelimelere dökemiyorum ama bir şekilde, düzenli destekleri diğerleriyle de paylaşabileceğimi, tek seferlikleri ise benimle ilgili bir şeyde kullanmam gerektiğini hissediyorum. 

Yalnız şunu bilmenizi isterim ki, zaten genel olarak bu konuda neler hissettiğimle ilgili, kendimi sürekli takip halindeyim. Bu hisleri de, mümkün mertebe tüm açıklığıyla paylaşmaya devam etmek istiyorum. Yukarıda yazdığımı da, daha çok anlamlandırabildiğimde, yazarım mutlaka.

Geçen mektupta, para konusunu gerektiğinde size hatırlatmaktan çekinmeyeceğimi yazdım ama çekinebilirim de, bilmiyorum. O yüzden siz de unutmayın bence; yani vermek istemeye devam ettiğiniz sürece unutmayın en azından; görüşemediğimizde o X lirayı atıverin kenara, falan... ((: Aslında bazen 'bu kadar bile sistematik yaklaşmasam, tam olarak akışa bıraksam' diyorum ama yine de galiba bu kadar analitiklikten de zarar gelmez. Hatta takip etme vs. açısından çok faydalı da oluyor. Ciddi ciddi kocaman bir excel tablom var şu anda, 29 destekçiyle... ((:

Gerçekten değişik bir süreç benim için; iniş-çıkışlar yaşıyorum, fikirlerim değişiyor, gelişiyor. Konuştuğum biri bir şey söylüyor ve bir anda bambaşka bir açıdan da bakmaya çalışıyorum vs. Tam anlamıyla deneysel ilerliyor bu iş ve benim açımdan çok keyifli. Bakalım nereye varacak...

Çok çok sevgiler,
Emre

Not: En erken bu hafta Perşembe (7 Kasım), en geç haftaya Pazartesi (11 Kasım) falan İzmir'e geçeceğim ve bir süre oralarda olacağım. Bilginize...

İşte bunları yazdım gece gece.
Herkese iyi bir hafta ola...


-----------------------------------------
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi' ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

29 Ekim 2013 Salı

Destekçilere Mektup vol.1

Tuhaf bir durgunluk yaşıyorum ama adını da tam koyamıyorum. Birkaç gündür biraz 'boş', işe yaramaz falan hissediyorum nedense. Arada uzaklaşıyorum bu hissiyattan, sonra yine peydah oluyor. Bilemedim.

Para desteği çağrısı yaptıktan bir süre sonra oluşmaya başladı bu his. (Gerçi daha önceleri de oluştuğu oluyordu.) Acaba almaya başladığım desteğin altında ezilme gibi bir şey mi hissediyorum? Yaşadığım hayata katkıda bulunmak isteyen kişilerin sayısı bugün itibariyle 28'e ulaştı, ki bu gerçekten muhteşem bir şey. Ancak tam da bu güzel destek ağır mı geliyor acaba? Kendimi sürekli 'performans' sergilemek durumunda gibi hissediyorum zaman zaman. Öyle olmaması gerektiğini hatırlatıyorum kendime ama sonra yine benzer hisler geliyor sanki. Geçenlerde destek olmak isteyenlere yönelik bir mektup yazdım ve gönderdim. Yeni dostlar eklendikçe onlara da ilettim aynısını. Orada da yazdım bu hissiyatımı.

(Tam bu noktada alıntı yapacaktım aslında ama tüm mektubu paylaşasım da var; aşağıya kopyalıyorum.)

Heyyy,

Bu iletiyi, 2 hafta önce başlatmış olduğum dene(me)ye katılan ve katılacağını söyleyen kişilere gönderiyorum. Bu arada deney/deneme falan diyip duruyorum ama ne diyeceğimi bilemediğimden… Çok önemli bir ‘şey’ yaptığımızı düşünüyorum ve sizlere karşı inanılmaz şükran doluyum.

Hem teşekkür etmek ve konuyla ilgili hislerimi paylaşmak için yazıyorum sizlere, hem de ciddi koordinasyon gerektiren bir işe döndüğü için, bu ‘şey’i nasıl yürüteceğimizle ilgili düşüncelerimi paylaşmak istediğim için…

Teşekkürle başlamak gerekirse, elbette maddi destek için çok teşekkürler ama bunun ötesinde bir şeyler var ortada. Eli ayağı tutmayan biri değilim, eğitimsiz de değilim, birçok işte çalıştım ve istesem kolayca iş bulabilirim. Bütün bunları biliyorsunuz ve buna rağmen buna destek oluyorsunuz; bu gerçekten acayip bir şey. Kendimi çok kıymetli hissettiriyor. Kendimi anlatabildiğimi hissediyorum. Buna ortak olduğunuza göre, ‘başka bir dünya’ya inandığınızı düşünüyorum. Bu konuda benim sorgulamalarıma, kurcalamalarıma, yaptıklarıma ve yazmama-çizmeme destek oluyorsunuz. Bu gerçekten çok güzel! Hatta şimdi yazarken daha da fark ettim bunun güzelliğini. Para verdiğiniz yetmezmiş gibi, hemen hepiniz o kadar çok güzel bir şekilde dile ve yazıya getirdiniz ki desteğinizi; çok içimde hissettim/hissediyorum. Var olun!

Her ne kadar kendimi ‘modern dünya’nın tanımlamalarının dışına çıkarsam da, bambaşka değer yargılarım olsa da, paraya bakışımı farklılaştırmaya çalışsam da, bazı anlar saçma geliveriyor bu yaptığımız şey. ‘Manyak mısın yahu?’ diye soruyorum arada kendime. Hani ne hakla istiyorum ki bunu… Bir de sorumluluk gibi bir hissiyatım oluşmaya başladı (ama o sorumluluğa girmemeye de çalışıyorum, belirteyim.). Şimdi bana bu şekilde para desteği sunan kişiler de oluştuğuna göre, sanki sürekli bir performans sergilemem lazım gibi falan… Yani bir süredir kendiliğinden devam eden; güzel şeyler ortaya çıkarma, bir şeyler yaratma, birilerine ilham olma gibi filizlenmelerin daha da sürekli olması gerekliliği gibi… Bu desteğin hakkını vermek gibi… Ama yok, bu düşünceye girmek istemiyorum; son süreçte her ne yaptıysam kendiliğinden akış halinde çıktı ve böyle devam etmesini istiyorum. Bu hislere girmemeyi başarmam lazım. Zaten öyle düşüneceksem, birçoğunu coşkuyla reddettiğim ‘bugünün dünyası’nın değer yargılarından ne farkı kalır ki… Ama bunları da sizlerle paylaşmasam olmazdı…

Bu arada (biraz yukarıda yazdığımla da ilgili) mutlak bir isteğim var sizlerden. Desteğinizin gönülden olduğunu biliyorum ve tam da bundan dolayı çok rahatça alabiliyorum. Sizden ricam, bunu kendinize yük haline getirmemeniz; ne maddi, ne de manevi… Yani aylık olarak vereceğiniz parayı vermek istemediğiniz anda vermeyin lütfen; ve bununla ilgili bir açıklama yapmak zorunda hissetmeyin. Bu istememenin nedeni maddi temelli olabilir, içinizden gelmiyor olabilir veya her ne olursa… O anda, tereddütsüz kesmenizi rica ediyorum. Veya devam etmek istiyorsunuzdur da, 20 değil 10 vermek istiyorsunuzdur, eyvallah, hiç düşünmeden öyle yapın. Aynı şekilde, diğer yönde bir istek gelirse de durdurmayın kendinizi. İçiniz 20 yetmez, 25 TL yollamanızı söylüyorsa ona da kulak verin bence. Yani uzatmayayım; bu ‘şey’i tamamen gönülden yapalım, her nasıl akıyorsa o şekilde ilerlesin, olmaz mı?

Nasıl yürüteceğimiz, para alma-verme işlerini nasıl yapacağımızla ilgili olarak da… Ki bunu birkaçınız sordunuz bana. Siz aksini söyleyene kadar (sözüm özellikle aylık destek vereceklerini söyleyenlere tabii) her ay belirttiğiniz parayı bana ulaştıracağınızı varsayacağım ve -gerektiğinde- bunu size hatırlatmaktan çekinmemek istiyorum. Harcamalarımı da buna göre ayarlamaya çalışacağım çünkü. Parayla olan ilişkimiz (genelliyorum tabii) çok hastalıklı geliyor bana ve bunları konuşmak da çok zor oluyor çoğunlukla. Ama şimdi baktığımda, ben böyle bir duyuru yapmışım, sizler de destekleyeceğini söylemişsiniz. İstediğiniz an bundan vazgeçmenizi -can-ı gönülden- istediğimi de belirtmişim. Niye hatırlatmayayım ki, değil mi?

Blogdaki yazıda da bahsettiğim üzere, bu alma verme işini de mümkün mertebe yüz yüze yapmak istiyorum. Bunun ‘iyileştirici’ ve ‘şifalı’ bir etkisi olacağını düşünüyorum. Ama uzun süre görüşememe durumlarında, banka veya farklı diğer kanallarla da iletebilirsiniz elbette. Yalnız banka ile yollamanız söz konusu ise, ne olur EFT masrafı vs. ödemek zorunda kalmayın. Bunu bir şekilde halledelim. Ama daha da güzeli yüz yüze… Ne bileyim 2 ay görüşemezsek / görüşemeyeceksek, bana vermek istediğiniz X lirayı atın kenara, 3. ay olduğunda ve görüştüğümüzde 3X verin mesela. Bu şekilde yapmak çok daha anlamlı geliyor. Ama dediğim gibi, diğer şekilde de yapabiliriz elbette.

Bu arada gerçekten muhteşem bir şey! Tam 22 kişi, bu ‘şey’in içinde olacağını söyledi şimdiye kadar ve daha da artacağını düşünüyorum. Blogda zaman zaman son durumu duyuruyorum da zaten. Bu 22 kişinin 18’i, aylık 5 ile 50 TL arasında destek olacağını söyledi; 2’si -şimdilik- tek seferlik desteklerini paylaşacaklarını söylediler, 2’si ise bunun içinde yer alacağını söyledi ama henüz miktar belli değil. Şöyle söyleyeyim, takip edebilmek için bir Excel listesi hazırladım, yoksa kaotik bir hale bürünecek. ((:

Sözel olarak ileten veya iletmediği halde desteğini çok iyi bildiğim insanların sayısı, bundan da fazla bu arada. Çok güzel yahu!

Öyle işte, bunları sizlerle paylaşmak istedim

Çok çok sevgiler,
Emre

Daha da bir şeyler var ama ifade edemiyorum şu anda.

Bu arada yeni dahil olanlar şu şekilde: mahirsu - 10 TL, Beste Bal - 50 TL, Gözde Kırmızı - duruma göre..., Begüm Erenler - 20 TL, Ayşe Gökçe Bor - 10 TL, Aylin Doğan - 50 TL, Esra Debreli Deniz - 20 TL, isim vermeyen iki arkadaş daha (birinin kod adı portakal -  50 TL)... Son desteklerden sonra, ortalama aylık harcamama ulaştım, gibi görünüyor. Çok acayip, çok güzel!

Birkaç gündür destek olanların isimlerini paylaşma konusuyla ilgili de tereddütlü hissediyordum ama dün -aynı zamanda bu kişilerden olan- birkaç arkadaşımla paylaştım bu durumu ve bu isimleri görmenin onlara iyi geldiğini paylaştılar. Orada isimlerin yer alması, hem kim olduklarından bağımsız olarak bir şekilde o kişilerle bağ kurmalarını sağlıyormuş, yani ete kemiğe bürünüyormuş o kişiler, hem de özellikle tanıdıkları birilerinin isimlerini görmek de iyi geliyormuş. Dolayısıyla itirazı olmayan dostların adını paylaşmaya devam edeceğim, en azından şimdilik.

Durumlar böyle. Kafam karışık; inip çıkıyorum. Ama şimdilik devam...

Not: Mektupta bu parayı aylık olarak vereceğini söyleyen kişilere hatırlatacağımı falan da yazdım ama o kadarını ne kadar yapabileceğimi gerçekten hiç bilmiyorum. Neyse, süreç gösterecek...

Not 2: Bu ay biraz kaynadı ama Kasım ayından itibaren ne kadar harcama yaptığımı takip etmeye başlıyorum. Böylece blogda yazmış olduğum gibi, elime harcadığımdan daha çok para geçerse, bunu ne yapacağıma karar vereceğim ve duyuracağım.


-----------------------------------------
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi' ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

10 Ekim 2013 Perşembe

kolektif yeni deneyinde gidişat - güncelleme

Daha bugün gidişattan bahsettim ama bugün birçok güzel destek daha eklendi; sıcak sıcak paylaşmak isterim. Bir de yarın İzmir'e yolcuyum, 2 gün kalıp babamların tatiline eklemleneceğim, sonra Dalyan'daki toplantı... Yani bir süre pek giremeyebilirim, güncel durumu ilan etmek istedim.

Bu arada bahsi geçen deneyden haberdar değilseniz okumanızı, veya haberdarsanız ve okuduysanız bile bir kez daha tıklayarak yorum kısımlarını da okumanızı önereceğim. Çok güzel ve -en azından benim için- çok doyurucu bir tartışma dönüyor aşağıda. Atlamayın ve katılın lütfen. Olumlu-olumsuz ne geçiyorsa içinizden...

Ha bir de deneye katılmaktan da çekinmeyin lütfen. Daha çok kişi bunun parçası olsa, güzel olmaz mı?
--------------------------
Ve şimdi de son durum ((:

- Adnan Gençay - 50 TL (100 TL'ye tamamlayacak)
- Argın Kubin 5 TL (en az) - aylık
- Asil Dugan - 10 TL - aylık
- Aysu Erdoğdu - 10 TL - aylık
- Bahar Ege - 5 TL - aylık
- Balaban Cerit - 20 TL - aylık
- Betül Çetin - 20 TL - aylık
- Ceren Can - 10 TL - aylık
- E.A.W - 10 TL-20 TL aralığı - aylık
- Ebru Bingöl - 10 TL - aylık
- İstem D. Akalp - 10 TL (uslu bir şirin olursam artırabilir) - aylık
- Mehmet Gürmen - 50 TL - bir seferlik (ama ilerleyen zamanlarda düzensiz destek devam edebilir)
- Özlem Şirin - 10 TL - (o da Şirinler'e bağladı, duruma göre bakacakmış) - aylık
- Y. - 10 TL - aylık
- Zeko - 50 TL - aylık
- İsmini vermek istemeyen arkadaşım - 50 TL - aylık

Herkese iyi tatiller, bayramlar...


-----------------------------------------
Eğer bu veya diğer bir yazım -veya eylemim- bir yerlerinize dokunduysa; sizi mutlu ettiyse, ilham verdiyse, düşündürdüyse, bir şeyler yapmak üzere harekete geçmek için teşvik ettiyse vs. ve buna karşılık olarak bana para veya başka bir armağan iletmek isterseniz bi' ses verin lütfen: emreertegun@gmail.com

Çok ilginç bir telefon görüşmesi

Okunacaklar, yazılacaklar kapıda beklemekte ama gel de bu son gelişmeyi araya sokma...

Aşağıda paylaşılanlar, gerçek bir olayı yansıtmaktadır. Ancak aktarılan kısım, elbette ki Emre'nin aklında kaldığıyla sınırlıdır; yani tamamen gerçeklere bağlı kalınan ama ince detayları azıcık aklımda kaldığıyla sınırlı bir diyalog geliyor.
-------------------------------------
Emre, annesi ve Emir Abi'siyle dışarıda güzel bir yemek yemiş, eve dönüş yolundadır ve telefonu çalar. Bilmediği bir numara...

Emre: Efendim
ST: Alo, merhaba. Emre ile mi görüşüyorum.
E: Evet benim, buyrun?
ST: Sen gerçek misin? Bunu öğrenmek için aradım da...
E: (galiba blog yazı(ları)mı okumuş diye düşünerek) Valla gerçeğim ve ta kendisiyim.
ST: Haa tamam, belli ki gerçeksin.
...Gülüşmeler...
ST: Ya ben ıttırı vıttırı vasıtasıyla senin yazına rastladım bugün ve gerçek bir insan olup olmadığını ve kime para yollayacağımı öğrenmek istedim de... Tam da onunla parasız bir yaşamla ilgili falan konuşuyorduk, sonra senin yazın çıktı karşıma.
E: Aaaa ıttırı vıttırı, şu ıttırı vıttırı mı?
ST: Evet, sen nereden tanıyorsun?
E: Yaa yüz yüze tanışmıyoruz da, facebook üzerinden biliyorum kendisini.
ST: Hımmm süper.
      Peki şimdi nasıl para yollıcaz sana?
E: Yaa bana bi yazarsan, ben seninle bilgileri paylaşırım eve gider gitmez, olur mu?
ST: Tamam. Bu arada Eskişehir'e yolun düşüyor mu?
E: Evet evet, zaten kardeşim orada okuyo. Bi ara illaki düşer.
ST: Tamam, geldiğinde görüşelim mutlaka, olmaz mı? Konuşuruz, ederiz... Böyle telefondan zor.
E: Çok sevinirim! Görüşelim tabii.
ST: Bu arada ben S, bana Sito derler. Şurada hocayım ama şimdi şunun danışmanlığını yapıyorum.
E: Aaaa şu hoca!
ST: Onu nereden tanıyorsun?
E: Hacettepe'de hocamdı benim, bir zamanlar...
ST: E sen kaç yaşındasın ki?
E: 30'un üstü valla, çok küçük sayılmam.
ST: Haaa süper. Tamam... Şimdi yazıyorum sana, hesap numaranı bekliyorum.
E: Tamamdır. Çok çok teşekkürler. Çok memnun oldum.
ST: Görüşmek üzere...
E: Görüşürüz...

Sonra sms gelir, Emre hiç tanımadığı Sito'ya hesap numarasını gönderir, falan...

Yaaa dostlar... Çok iyi, değil mi yaa? Gerçekten aklımı çıldırmak üzereyim. Çok mutluyum! Çok acayip hisler daha doğrusu. Hiçbi' şeyle sınırlayamadığım... Öyle işte... Ohhhhhh!!!